MARUF VAKFINDAN HABERLER

“BORSA İMKANINI ANLAMAK KONULU” PANEL

borsa

 

MARUF VAKFI’NDAN “BORSA İMKÂNINI ANLAMAK KONULU” PANEL

Maruf Vakfı tarafından düzenlenen “Borsa İmkânını Anlamak” konulu panel Enstitü Başkanı Sıtkı Abdullahoğlu’nun moderatörlüğünde Maruf Vakfı genel merkez binasında gerçekleştirildi.

Panele; Borsa İstanbul (BİST) eski Başkanı Himmet Karadağ’ın yanı sıra İ.Ü. Öğretim Üyesi ve CHS Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır ile çok sayıda iş adamı katıldı.

Maruf Vakfı İslam Ekonomisi Enstitüsü Başkanı Sıtkı Abdullahoğlu’nun açılış konuşması ile başlayan panelde ilk olarak Borsa’nın Ekonomideki Yeri ve Sermaye Gelişimine Katkısı konulu sunumuyla BİST Borsa İstanbul eski Başkanı Himmet Karadağ söz aldı.

Himmet Karadağ yaptığı sunumda “ Bu alanda Müslümanların da gerçekten yoğunlaşması ve fikir yürütmesi gerekir. Günümüzde İslam ekonomisi mi var sorusu ile muhatap olan Müslümanlarız. Bu soruyu Peygamberi uluslararası bir tüccar olan ve hayatı boyunca ticaret yapmış bir ümmete soruyorlar.  Mezhep imamlarının ve sahabenin neredeyse tamamı uluslararası ticaretle uğraşmış tüccar olan bir kişiye bu soru soruluyor. Bu bize göre sorulabilecek en absürt sorudur. İslamın ekonomi ile ilgisi kadar hiçbir düşünce ve felsefe akımı belki ilgilenmedi. Tabii ki İslam ekonomisi var. İslam, hayatın bütün kılcal damarlarına kadar içindedir.  Her alanı düzenlediği gibi ekonomik alanı da düzenledi. Soru belki şu açıdan anlamlı; günümüz Müslümanları o kadar sekülerleşti ki dinide olmaması gereken ruhani bir alana ayırdı ki dinimiz ve İslam sadece namaz ve ibadet alanında kaldı. Gerçek yaşama geçtiğimizde o din elbisesini Kur’an’ı duvara asar gibi bir kenara astık. Artık günlük yaşam farklı kurallar, farklı nizamlar tarafından belirlendi. Borsa da bunlardan biridir. Borsa, bizim başlatmadığımız ticari bir kavram bile olsa günümüzdeki uygulaması bir realitedir. Bu ön girişi neden verdim. Bizler Müslümanlar olarak namaz, oruç gibi dini ibadetler bize farz olduğu kadar günlük yaşamdaki ticareti İslama uygun yapmakta zorunludur.   Ben borsayı şöyle tanımlıyorum; “Günümüzde Borsa görüp görebileceğimiz en sofistike ticaret platformudur”. Müslümanlar bu platformun gerisinde kaldıkları zaman ekonominin temel dinamikleri bizim dışımızda belirleniyor. Biz küçük esnaflar olarak kalıyoruz. Kural koyma, belirleme ve kuralları sorgulamadan uzak kalıyoruz. Ölçeğimiz hakikaten küçülüyor. Ticaret hepimizin bildiğiniz gibi mal ve hizmetlerin ya şeklini değiştirmek veya lokasyonunu değiştirmek yahut ta hiçbir şeyi değiştirmeden sahipliği değiştirmektir. Borsa olarak bu temel ticari işlemlerin neresindeyiz. Borsada mal ve hizmetlerin sahipliğini değiştirerek ticari kazanç elde etmeye çalışılıyor. Sadece sahiplik değişiyor. Operasyonda diğer nevi değişiklikler Borsa fonksiyonunun dışındadır. Borsalar temelde sahiplik değiştiriyorlar. Borsa ticaretin yapılması için ne gerekiyorsa sahipliği hızlı ve güvenilir bir şekilde değiştirebiliyor. Birçok konuşmamda Borsayı mahalle pazarına benzetmiştim. Mahalle pazarında belediyeler bir ortam hazırlıyor. Esnaflar tablalarda mallarını sergiliyorlar. Burada doğrudan mal ve hizmet satıyorlar. Borsalarda aynı işlemi yapıyor. Borsa bir platform sağlıyor. Borsa olarak biz bir şey alıp satmıyoruz. Alım satım yapanlardan komisyon diyebileceğimiz gelirler elde ediyoruz. Borsalarda temelde mal ve hizmetlerin gelmesi de istisnaidir. Mal ve hizmetleri temsil eden kıymetli kâğıtlar yani menkul kıymetler alınıp satılıyor. Malın fiziken gelmesi gereken -Kıymetli Madenler Borsası- durumlarda var ama temelde ticaretin hacim itibariyle menkul kıymetlerin el değiştirmesi üzerinden ticaret gerçekleşiyor. Kar marjlarına baktığımızda aslında çok küçüktür. Kaydi sisteme geçişle birlikte ilgili şirketlerin o kâğıt olarak menkul kıymetlerinin ticarete konu olması mevzu bahis değildir. Merkezi kayıt şirketimizde onlar kayden izleniyor. Biz sadece dijital kayıtlar üzerinden hareket ediyoruz. Fiili menkul kıymet söz konusu değildir. Borsayı en temel haliyle şu şekilde anlatabiliriz; mal ve hizmetleri değil de mal ve hizmetleri temsil eden genellikle menkul kıymetlerin ticaretinin yapıldığı sahipliğinin değiştiği bir platformdur. Ama kısmen belli pazarlarımızda, belli alanlarda özellikle kıymetli maden tarafında fiziken de el değiştirmesi söz konusudur. Bunun yanında altın ve altın saklama faaliyetini de altın borsası ile birleştiği için Borsa İstanbul bünyesinde gerçekleştiriyoruz.  Bu kadar şeyi anlattıktan sonra normal ticaretle kıyaslamamız gerekir ki bu işlem neden Müslümanların dikkatle imcelemesi gereken bir işlemdir. Ticarette olduğu gibi Borsada da birçok mal ve hizmet alınıp satılıyor. Borsanın farkı nedir? Borsa işlemlerin yoğun olduğu kötü olmadığı bir günde 1 milyarın üzerinde menkul kıymet el değiştiriyor. Sahiplik tüm hukuki sonuçları ile geçiyor. Bunların hepsi sıfıra yakın problemle gerçekleşiyor. İşte sofistike bir ticaret metodu dememden kasıt budur. Bunun alternatifi olacak klasik ticaret metotlarında malla ilgili problemlerle karşılaşabilirsiniz. Örneğin bir dairenin yâda bir aracın sahipliğini değiştirmek ciddi bürokratik sıkıntılarla hallolabilirken bunun benzerini Borsada saniyenin altında sıfır sorunla halledebilirsiniz.  Bu örnekten hareketle Borsaya neden yoğunlaşmamız gerektiği ortadır. Yani sahiplik için biz Borsayı sofistike bir metot olarak kullanabiliriz. Bu bize müthiş bir kolaylık ve konfor sağlar. İşlem metotları, hangi şirketler bize uygundur değildir? Onu İslam’a göre yapmakta uygun olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan menkul kıymet kavramını bir örnekle anlatalım ki ona da neden yoğunlaşmamız gerekir daha net anlaşılsın. Finansal okuryazarlık hepimiz için çok ciddi bir problemdir. Çünkü insanın ekonominin teorisini öğrenmekle cehaletten kurtulamıyor. Uygulamada kişinin onu içselleştirebilmesi hayatına geçirmesi gerekiyor. Menkul kıymet; sahipliği yada borçluluğu temsil eden senetlerin uzun vadeli olarak keşide edilmesi ki bizde en bilinen menkul kıymet çektir. Menkul kıymetler Borsa uygulamasında çok uzun vadeli sermaye birikimine imkân sağlayan orta uzun vadeli yatırımların finansmanına imkân sağlayan bir ödeme aracıdır. Bunu neden yaygınlaştırmamız gerekir. Onu da şöyle anlatayım; mevcut bankacılık sisteminde kabaca 3 trilyon gibi bir parasal büyüklük var. Türkiye ortalamasında sermaye bunun % 10-15’ini oluşturuyor. Bankalar geri kalanını mevduat ve kredi ile topluyorlar. Türkiye’de mevduatın ortalama vadesi de 33-34 gündür. 33-34 günlük para biriktiriyorsunuz kısa, orta ve uzun vadeli yatırımları ve ticareti finanse edeceksiniz. Bu parayla nasıl yatırımlar ya da ticaret yapabilirsiniz. Bizim günümüzdeki para ve finans sisteminde paranın toplanma vadesi bu kadar. Bununla hiçbir iş yapamayacağınız için bankalar bu vadeyi kısa toplasa da uzun kullandırma yöntemini tercih ediyorlar. Bizim çok daha uzun orta ve uzun vadeli sermaye birikimi olan parasal büyüklükleri çoğaltıyor olmamız gerekir ki bir anlam ifade etsin. Menkul kıymet ve borsa sistemi çok imkânsız gibi görünen uzun vadeleri imkânlı hale getiriyor. Bunu mesela sukuk dizayn ederek yapabiliriz. Bu menkul kıymet ve borsa sisteminde ürün olarak dizayn edilmiş olarak düşünüldüğünde ben mesela 10 yıl vadeli fon ihtiyacımı karşılamış olurum. Bu on yıllık kâğıdı alan kişi istediği zaman bunu nakde çevirebilir. Bu sistem orta ve uzun vadeli sermaye birikimine çok güvenilir ve sağlıklı koşullarda imkân sağlar. Borsada bu senetlerin alım satımı hisse senetleri gibi çok sağlıklı ve denetimli bir platformda yapılabilir”.

Prof. Dr. Servet Bayındır Borsa Mekanizmasının İslami Açıdan Analizi başlıklı sunumda “ Kur’an’ı Kerimin Nisa suresi 29. Ayeti, İslam’ın iktisada ilişkin temelini belirleyen bir ayeti kerimedir. Bu ayeti kerimede Allah Teâlâ buyuruyor ki “ Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka…”  Bu batıl yollar nedir diye sorduğumuz zaman bakıyoruz ki Kur’an’ı Kerimde faizcilik batıl yolla mal yemenin yollarından biridir. Kumar, ölçü ve tartıda hile yaparak mal edinmek de böyledir.  İşte rüşvet ve din sömürüsü de batıl yolla mal yemenin diğer yollarındandır. Öyle ki din sömürüsü, İslam İktisadında, İslami finansta, İslami bankacılık ve İslami borsa dediğimizde en önemli noktadır. Bahsettiğimiz tüm bu yollar batıl yollardır ve Allah Teâlâ varlık transferini bunlarla yapmayın diyor. Peki, ne ile yapın ticaretle yapın. Gerek klasik kaynaklarda gerekse batılı kaynaklarda ticaret; varlıkların ya bizatihi kendisinde ya zamanında ya mekânında bir de mülkiyette katma değer sağlayıcı bir takım faaliyetlerde bulunmak suretiyle değişiklik yapma eylemidir. Dolayısıyla malın değerinde katma değer niteliğinde bir ekte bulunuluyor ve kazanç sağlanıyor. İnsanoğlu kazanç amaçlı olarak varlık transferinde bulunmak istiyorsa temel ilke ticaret olmalıdır. Yani o işlemin karakteri ticari işlem olmalıdır. Bizim üzerinde duracağımız soru şu; İster borsada ister borsa dışında iktisadi anlamda iktisadi eylemlerin hangisi ticari karakterli yâda hangisi ticari karakterli değil, dolayısıyla batıl karakterli. Nisa suresi 29. Ayet hukukiden çok iktisadi alanla ilgili bir ayeti kerimedir. Biz buradaki batılı da iktisadi gözle okumamız gerekir. İktisaden batıl nedir? Bugün buna finansçılar “sıfır toplamlı işlem” diyorlar. Yani kumara da, rüşvete de, faize de bakın din sömürüsü sıfır bile değil zehirleyici yani bunlar sıfır toplamlı işlemdir. Aslında kazanç sağlayan taraf katma değer sağlayan nitelikli bir faaliyette bulunmamıştır. Dolayısıyla Allah Teâlâ buyuruyor ki; bugünkü ifadeyle sıfır toplamlı işlemden ibaret olan –fiktif- işlemlerle varlık transferi yapmayın.  Bu işlemleri ticari karakterli olarak yapın. Bu ticaret meselesi insanlık var olduğundan beri süre gelen bir şeydir. Tabi diğer batıl yollarda var. Ticaret bizatihi bireyler arasında veya şirketler arasında olduğu gibi belli organize yerlerde de olur. İşte borsa da bu organize yerlerin daha da sofistike haline gelmiş bir halidir. Borsalarda ne alınıyor ne satılıyor diye baktığımız zaman kıymetli evrak alınıp satılıyor. Fakat bu kıymetli evrakın dayandığı şey nedir. Burada temelde üç şey var. Somut varlıkları temsil eden evraklar ya borç-alacak işlemlerini temsil eden evraklar yâda reel nitelikli varlıklar var. Bir de son zamanlarda hem sukuk hem de hibrit nitelikli varlıklar var. Mesela fıkıhta bir varlığın alım satımında tartışılan en önemli konulardan birisi kabz’dır. Bir de malın tarifi meselesi vardır. Denir ki “malın ticarete konu olabilmesi için meşru ve kıymetli olmalıdır”. Bu iki kriteri barındıran mala da mütekavvim mal denir. Yani dinen meşru olacak ve iktisaden insanoğlunun ihtiyacını karşılayıcı nitelikte olmalıdır. Her mal iktisadi anlamda ifade ettiği değere göre fiyatlanır. Bunu borsadaki evraklar vs. uyarladığımız zaman eğer bu evraklar gerçek anlamda bir şirketin, bir gayrimenkulün her ne ise %1 binde bir değerini temsil ediyorsa iktisadi ve fıkhi anlamda bunun hiçbir problemi yoktur.  Borsalarda hisse senetlerinin hesaplanması için bin bir çeşit formüller vardır. Bütün bu formüllerin esası nedir? O hisse senedinin mevcut şartlarda reel fiyatının nasıl belirleneceğidir. Eğer işin içine hile, hurda vs. girmeden bu hesaplamalar yapılabiliyorsa ilkesel anlamda (fıkhi açıdan) bunda bir mahsur yoktur. Borsalarda varlıklar menkul kıymet haline dönüştürülebilirken birincisi mümkün mertebe bu standardizasyon en ayrıntısına kadar inmek zorundadır.  İkincisi güvenliği, riski, taşıması bütün bunlarda ki piyasa riski hariç bunları garanti altına alınmış oluyor. Dolayısıyla ilkesel anlamda Müslümanların borsaya şaşı bakmasına gerek yoktur. Hatta temeline indiğimizde bakıyoruz Resulullah (s.a.v) döneminde ve ashab döneminde dahi o günkü hurma bahçelerinde üretilen hurmaların, daha da üretilecek olan hurmaların menkul kıymetleştirilip piyasada arz edildiği örnekleri var. Hatta caiz miydi değil miydi? Tartışmaları var. Caiz miydi değil miydi konusuna odaklandığımız zaman bunların menkulleştirilip menkulleştirilmemesi değil. Tartışılan konu; gıda maddelerinin kabzedilmeden önce yahut ta madum halde iken alınıp satılma meselesidir. İlkesel anlamda aslında o günkü ashab bile konuya olumsuz bakmıyor. Açıkçası tarih boyunca biz kendi değerlerimizden biraz uzaklaştığımız için yani iktisadi anlamda Müslümanlar ilk devirlerden itibaren özellikle paranın yönetimini ve iktisadın yönetimini gayrimüslimlere teslim ettikleri için bizim bu anlamdaki temel ilkelerimiz kurumsallaşma anlamında, teorik gelişme anlamında maalesef garip kaldı. Borsada malum hisse senetleri var. Bunların imtiyazlısı, adisi vs. var. Fıkhen ilkesel olarak caizdir dedik ama detaya indiğiniz zaman bir takım problemler başlıyor. Tabi bu problemler her yerde olabiliyor. Bu problemler var diye mesela bardak alımı satımı yasaktır denmeyeceği gibi borsada da bir takım hileler, manipülasyonlar var diye borsa zinhar haramdır demek doğru bir yaklaşım olmaz. Bizi ilgilendiren bir diğer önemli nokta borsadaki veya finansal piyasalardaki bir takım kavramlar bizleri çok yanıltıcı olabiliyor. Mesela varlık alım-satımı, bono alım-satımı gibi. Borsada dolaşan kâğıtlar ya mala ve varlığa dayalı ya da alacak senetleridir. Bono ve tahvil alımı faizli kredi alma verme işlemidir. Bir diğeri türev ürünler meselesidir ki Türev ürünler %100 kumardır. Bunlara bizim yanaşmamamız gerekiyor. Biraz daha somuta gelirsek, mesela borsada hisse senetleri dışında son günlerde de gündemde olan varlığa dayalı menkul kıymetler ya da ipotek temelli menkul kıymetler var. İpotek temelli menkul kıymet dediğimiz şey gayrimenkullerin uzun vadeli kredili satışı sonucu o gayrimenkullere konan ipotektir. Dolayısıyla bu gayrimenkullerin alacakları tekrar menkulleştirilip piyasada tekrar satılıyor. Varlığa dayalı menkul kıymetlerde aslında aynı şey gayrimenkul artı kredi kartı, araç, ekipman alacakları vs. Bunlar karıştırıldığı zamanda varlığa dayalı menkul kıymetler oluyor. İpotek temelli menkul kıymet, varlığa dayalı menkul kıymet ifadeleri kulağa hoş geliyor ama aslında hepsi çek senet ıskontosundan ibaret faizli işlemler. Varlığa dayalı menkul kıymet ve ipoteğe dayalı menkul kıymet uygulaması 2008’de Amerika’daki ekonomik krizin ana sebebidir. Konuyu toparlarsak, İslami ilkeler açısından bizim borsaya şaşı bakmamıza gerek yoktur. Fakat 1850’lerden itibaren dünyadaki finansal krizlerin en önemli tetikleyicileri borsalardır borsacılıktır. Bir kıymetli evrakı ister bu bir hisse senedi olsun ister başka bir şey olsun. Yani bir varlığı, bir malı gerçek olması gereken değerinin çok üzerinde şişirirseniz işte bu balon olayı dedikleri şey oluşuyor ve küçük bir toplu iğne ile patlayabiliyor. Türkiye’de şu andaki krizinde, geçmişteki krizlerinde büyük oranda -savaşlar hariç- hepsinin temelinde bu yatıyor. Ondan dolayı biz borsayı ele alırken işin bu yönüne çok dikkat etmek kaydıyla özü itibarı ile borsanın meşru olduğunu söyleyebiliriz.