MARUF VAKFINDAN HABERLER

İSLAM İKTİSAT FELSEFESİ DERSİ

20171129_201625

Prof. Dr. Ahmet Faruk Aysan “İktisadın metodolojisi Değişirken İslam İktisadının Yöntem Arayış” konulu bir sunumda bulundu.

Prof. Dr. Ahmet Faruk Aysan yaptığı sunumda;

“İslam iktisadının gelişmesine baktığımız zaman şu an İslam İktisat felsefesi diye yaptığımız şey aslında metodoloji tartışmasıdır. Bir metodoloji de şöyle yada böyle oluşuyor. İslam İktisadı adına insanlar ne yaptılarsa bu metodolojidir. İlla metodolojiyi tanımlamak zorunda değiller. Böyle baktığımızda bu literatür o dönemin politikasından çok etkileniyor. Bu literatürü 1970’lerden başlatırsak bu dönemde yazı yazanlar kapitalizm, sosyalizm, İslam ne sosyalizm ne de kapitalizmdir. 90’lara gelindiğinde İslam Pazar ekonomisidir. Peygamber efendimiz Medine’ye geldiğinde bir pazar kurmuştur diyebiliyoruz. Hakikat arayışının problemli tarafı da aslında budur. Her iki tarafa da yorulabilecek şeyler var. Gerçekliği inşa ederken o dönemden etkilenip bir dönem biraz daha sosyalizme, özellikle 80 sonrası daha liberal tarafa kayabiliyoruz. Aslında bunları mümkün olduğu kadar izale edebilmek gerekir. 70’lerde yapılan çalışmalarda biz farklıyız düşüncesini ortaya çıkartabilmek için biz arada bir yerdeyiz dendi. Liberal kanat piyasa zaten bütün bu soruları cevaplar düşüncesindedir. Metodolojinin gelişmesinde o dönemin siyasi şartları önemlidir. Buna ilaveten ekonominin metodolojisi de önemlidir. Mesela aksiyomatik olarak yapılan açıklamalar ilk baştan İslam iktisadı çıkıyor bir taraftan de ana akım iktisat üzerinden bir şeyler söylemeleri gerekiyor. İslam iktisadı 70’lerde ortaya çıkıyor. Ama 80’lere geldiğimizi düşünelim. Bu dönem liberal düşüncelerin daha öne çıktığı bir dönemdir. Sosyal seçim teorisi önemli olduğu dönemde İslam iktisadı ortaya çıkıyor. O yüzden ilk dönemde yapılan tartışmaların çoğu sosyal seçim teorisine atfediliyor. Bu dönemde çalışanların çoğu çok güçlü bir şekilde sosyal seçim teorisi üzerine çalıştılar. Bu literatürü çalışıyorlar. Fakat 90’lara geldiğimizde bu literatür başarısız oluyor. Çünkü her şeyi dizayn edebilmek mümkün değil. Bunu yapamayınca bu literatür çöküyor. İslam iktisadını üzerine çalışanların çoğu bunların aksiyomlarını kullanıyorlar. Fakat bu aksiyomların hepsini gerçekleştirebileceğimiz gerçek hayat problemlerine ulaşmamız çok zor. Böylece bu işin teknik olarak çözülmediğini 90’larda görmeye başlıyorlar. İslam iktisadı o dönemde gelişirken sosyal seçim teorilerinin metotlarını alalım ve İslam iktisadına kullanalım diyorlar. Şu ana gelirsek bunun tam tersini görüyoruz. Her şeyi kapsayıcı aksiyomlar belirleme yerine daha mikro problemler seçiliyor. İnsanları onlara yönlendirelim. Bunu yapan da davranışsal iktisattır. Davranışsal iktisat çok totaliterdir. Nasıl ki sosyal seçimle insanı bağımsızlaştırmak adına onu korumaya yönelmişleridir. Burada da kişiyi kendinden koruma gibi bir düşünce var. Şu an İslam iktisadı çalışacaksanız bunu ister istemez davranışsal iktisat üzerinden yapın. Çünkü şu an kullanılan dil budur. Değiştirecekseniz bile davranışsal iktisat çalışmanız gerekiyor. Davranışsal iktisadın yükselmesinin bir önemli tarafı da şudur; Önemli olan hakikati bulmak değil insanları yönlendirebilmektir. Davranışsal iktisadın çalıştığı konuların hepsi bir hakikat arayışının parçası değildir. Tam tersi “nasıl dizaynlar yapalım ki insanları şöyle yönlen direyimdir”. İslam iktisat felsefesinde bütün bu kavramlar değişiyor. Bunun metodolojisini çalışacaksak ana akım iktisat nereye gidiyor bunu takip etmek gerekiyor”

“Adam Smith Newton fiziğini biliyordu. Newton fiziğini değil de farklı bir fiziği bilseydi farlı bir iktisat üretebilirdi diye düşünüyorum. İktisatçılarda çıkarken başka alanlardan yararlanıyorlar. Şu an mesela iktisatçılar fizikten etkilenmek yerine biyolojiden etkileniyorlar. Evrim iktisadı denen bir şey var. Şu an insanların dayandırmaya çalıştığı şey genetik, biyoloji gibi alanlardır. Ana akım iktisat üzerinden bunun yapılmasında bir sakınca yok. Ancak sadece ona bağlı kalmak yani sadece 70’lerin düşüncesine bağlı kalmak ki sanki hiç değişmeyecekmiş gibi. Sosyal seçim teorisi iktisadın geldiği en önemli noktadır. Şu an davranışsal iktisat öyle bir noktada ki bundan daha güzel fikirler çıkmaz diyemeyiz. Daha önce söylediğimiz gibi hakikat inşa edilen bir şeydir. Bu dili kullanarak hakikate ulaşmamız bir inşadır. Bunu bir yerlere dayanarak yapmak zorundayız. Bu Kur’an’ı Kerim olur veya diğer ana akım iktisatta, fizikte, kimya da olur. Evrimci iktisat çalışan insanlar var. Biz bu literatüre dair tartışmıyoruz. O alan ne yapıyor bilmiyoruz. Biz İslam iktisadına dair bir şeyler yapıyorsak biz biliyoruz ki önümüzdeki 10 yılda 20 yılda 50 yılda hakim paradigma İslam İktisadı olmayacak ama bizim başka çaremiz yok bir yola girmek zorundayız. Müslüman olarak biz bundan sorumluyuz”.