MARUF VAKFINDAN HABERLER

İSLAM İKTİSAT TARİHİ DERSLERİMİZ DEVAM EDİYOR

cengiz kallek 1

“İslam Ekonomisi Enstitüsünün düzenlediği İslam İktisat Tarihi derslerinin bu ay ki konuğu Prof. Dr. Cengiz Kallek “Rasululllah (sav) ve Halifeler Dönemi Başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Prof Dr. Cengiz Kallek yaptığı sunumda;

“Devletin piyasalar ile ilgili ilişkisi açısından bakıldığında Hz. Peygamber döneminde yeni bir dünya düzeni kuruluyor. O yüzden pek çok yenilik yapılıyor. Hülefa-i Raşidin döneminde ise bu yenidünya düzeninin kurumsallaşması söz konusu oluyor.

Bütün medeniyetler dört ana ortak safhadan geçerler. İlki kavramsallaştırma safhasıdır. Her medeniyet kendi dünya görüşüne uygun kavramlarını üretir. Dünya görüşü kavramı bizim medeniyetimize uygun olmadığı için biz buna bizim medeniyetimiz açısından âlem tasavvuru diyelim. Ona uygun kavramları geliştirir. Kavramsallaştırma safhasını kitapsallaştırma safhası takip ediyor. Yani o üretilen kavramlarla kitaplar yazılıyor. Kitapsallaştırma safhasını da kurumsallaştırma safhası izliyor. Sonunda da kanunlaştırma safhası geliyor. Dolayısıyla Hz. Peygamber döneminde dinin teknik kavramlarının en azından bir kısmı vaz edilmiştir. Cahiliye döneminde Arapçada kullanılan bazı kavramlara teknik anlamlar kazandırılmıştır. Daha sonra hulefa-i raşidin döneminde ufak tefek yazılar ortaya çıksa da sonraki dönemlerde kitapların çeşitli ilim dallarında tedvin edildiğini görüyoruz. Kurumsallaştırma safhası tabi ki kitaplaştırma safhasını mutlaka olarak izleyen bir safha olmamıştır. Hülefa-i Raşidin döneminde bizim ilgi alanımıza giren iktisadi kurumların bir kısmı kurulmuştur. Hz. Peygamber döneminde kurulan kurumlara baktığımızda hicretten hemen sonra Medine’de ilk İslam devleti oluştuğu için hicretten sonraki ilk yıl çeşitli kurumların kurulduğunu görüyoruz. Devletinde üzerine oturtulduğu ana bazı kurumlar ki bunlardan biri Medine pazarıdır. Medine pazarında İslam’ın iktisadi hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi mümkün oluyor. Bu kavramsallaştırma ve kurumsallaşma safhaları asrısaadet dediğimiz Hz. Peygamber ve Hülefa-i Raşidin dönemi için önemlidir.

 

Hz. Peygamber döneminde Müslümanlar Medine’ye hicret ettiklerinde bir kısmının mal varlıklarına el konulduğu için Rasulullah bir sosyal kurum olan kardeşlik (uhuvvet) kurumunu ihdas ediyor. Nerede ise mal varlığına mirasçı olmaya varıncaya kadar güçlü bir kardeşlik tesis ediliyor. Devletin kurumlarının teminat altına alındığı bir anayasa var. Medine anayasası dediğimiz vesika diye geçen bu anayasada Medine’de ki herkes ümmet kavramı içine girmiştir.

            Piyasalara geçecek olursak piyasalardan sermaye piyasası ilk üzerinde durulmaya değer bir piyasa olabilir. Sermayeyi değerlendirirken belli para ile birlikte düşünmek gerekir. Para hepimizin bildiği gibi hem ortak bir mübadele aracı hem de değer ölçüsüdür. Tasarruf aracı olduğunu Hz. Peygamber döneminde zaten din tanımış oluyor. Hiç kimse çıkıp “para bir tasarruf aracıdır” dememiş bile olsa zekât müessesesinin varlığı zaten parayı tasarruf aracı olarak herkesin algıladığını göstermeye yeter….”

cengiz kallek 2